PiVOLKA İçindekiler

 

Edebiyat, Tarih, Siyaset ve Psikoloji Kavşağında Bir Alman’ın Hikayesi: Korku İklimi Örneği
G. Gökçe
[PDF]

Nöropsikolojik Değerlendirme ve Nöropsikolojik Testler
E. Doğutepe
[PDF]

Kazaların Dünü, Bugünü, Yarını ve Güvensiz Davranışlar
İ. Öztürk
[PDF]

Dostoyevski Poetikasının Cinler Romanı Çerçevesinde İncelenmesi
H. Babur

[PDF]

Kronik Bir Hastalık Olan Multipl Sklerozun Modern Hayatın Vazgeçilmezi Olan Stres ile İlişkisi
E. Fırat
[PDF]

PiVOLKA 30

Yıl: 9, Sayı: 30, Ocak 2019, ISSN: 2587-022X

Editörden... | Canay Doğulu

PiVOLKA 30

Parçalar ve parçaların oluşturduğu bütün. Hem parçaları ve parçalar arasındaki etkileşimi, hem de bütünü anlayabilmek için parça-bütün ilişkisini anlamak gerekir. Gestalt psikolojisinin temelinde yatan bu yaklaşıma göre, Kurt Koffka’nın da belirttiği üzere; bütün, parçaların toplamından başka bir şeydir. Parça-bütün ilişkisi, özellikle araştırma biriminin insan olduğu bilim alanlarında öncelikli bir öneme sahiptir. Bilimsel bilgiye ulaşırken parça-bütün ilişkisini gözetmek bilginin doğruluğunu destekleyen bir çaba olarak ön plana çıkmaktadır. Özellikle sosyal bilimlerde, parça olan insanı ve bütünü oluşturan insanın içinde yaşadığı çevreyi anlamak için insan-çevre ilişkisini aralarındaki etkileşim doğrultusunda incelemek esastır.

İnsanın parçası olduğu çevre fiziksel, sosyal, kültürel, politik ve ekonomik bağlamlar başta olmak üzere çeşitli düzeylerde ele alınabilir. Söz konusu farklı çevreleri birer sistem olarak düşünmek de mümkündür. Bu durumda, sistem kuramı yaklaşımında da belirtildiği üzere; her bir sistem, kendini oluşturan parçaların toplamından başka, kendine has bir etki oluşturabilir. Bilimsel çabanın amacı insanı anlamaksa; tam da bu noktada sistemlerin “has” etkilerini incelemenin resmin bütününün ortaya konmasını sağlayan değerli bir çaba olduğunu vurgulamak gerekir. Nitekim; sistem yaklaşımının öncü isimlerinden Ludwig von Ber-talanffy’ye göre, sistem kuramı bilimsel düşünüş ve işleyişin düzenlenmesinde önemli bir role sahiptir.

Gerek Gestalt bakış açısıyla parça-bütün ilişkisini, gerekse sistemsel bakış açısıyla sistemlerin kendilerine has etkilerini anlama çabaları olsun; bilimsel düşünüş ve işleyişin uygun yöntemler kullanılarak yapılmasıyla söz konusu çabalar anlamlı hale gelir. Diğer bir deyişle, geçerli ve güvenilir araçlarla resmin bütünü ve sistemlerin etkileri netlik kazanır. Zaten bilimi bilim yapan ve insanlığın gözünde bilimi yücelten bu yöntem güçlülüğü değil midir?

Neden sorusu her şeyi başlatan.. Neden? Bütünün içinde parçayı görebilmek; sistemlerin has etkilerini ortaya koyabilmek. Neden sorusuyla beraber gelen diğer soru ise; nasıl? Bilimsel yöntem ile, geçerli ve güvenilir araçlar ile. Bu iki soru bilimsel eylemin iki bileşeni. Peki, üçüncü bir bileşen var mı? Üçüncü bir soru.. Kim? Bilimi üreten ve gerçekleştiren özneler olarak neden ve nasıl sorularını soran “biz” isek; kim sorusunun neden-nasıl ikilisini tamamlayan bir üçüncü olduğunu unutmamak gerekir. Aksi takdirde, resmin bütününü göremeyiz, değil mi? Resim yapmaya devam. Keyifli okumalar...