PiVOLKA İçindekiler

 

Michael Faraday ile
Tutamıyorum Zamanı
G. Yıldız
[PDF]

#nofilter Mutluluklar
M. D. Pak
[PDF]

Varoluşsal Kaygılar
D. R. Tasman
[PDF]

İlkel Toplumlarda Siyasi
Örgütlenme ve Yaygın Ekonomik Model

F. C. Sönmez

[PDF]

Kadim Varlıklar, Çağdaş Yaşamlar
F. Bayrak
[PDF]

Irkçılığın Evrimsel Temellerine Dair
A. Saçaklı
[PDF]

PiVOLKA 28

Yıl: 8, Sayı: 28, Temmuz 2018, ISSN: 2587-022X

Editörden... | Elif Öykü Us

 

Editörden...

Hayat, bizim seçimlerimizle belirlediğimiz uzun bir yoldur. Pek çok olasılıkla yüzleştiğimiz bu yalnız yolda, hepimiz sorumluluklarımızın izini taşırız. Hayatımızın sorumluluğunu kabul etmemek, Sartre’ın da yazılarında tekrar tekrar belirttiği gibi, bizim bir birey olarak değil, hayatımızın bir nesnesi olarak yaşamamıza ve bu durum da hayatta aslında “yaşayan ölüler” olarak var olmamıza neden olmaktadır. Hayatımızın ve seçimlerimizin sorumluluğunu alırken yapmamız gereken, sadece seçtiklerimizin değil, seçmediklerimizin de farkında olmaktır. Çünkü T. S. Eliot’un 1935 yılında kaleme aldığı Burnt Norton isimli şiirinde söylediği gibi: “Olmuş olabilecek ve olmuş olan her şey, her zaman tek bir noktayı gösterir: Şimdiyi. Ayak seslerimiz, gitmediğimiz yollar boyunca, asla açmadığımız kapıların hatırasında yankılanır.” Ancak sadece sorumlulukları insanı insan yapmamaktadır. Rollo May’in bu noktada vurguladığı gerçek çok çarpıcıdır: Bizler kaderimiz, bir başka deyişle değiştiremediğimiz özelliklerimiz çerçevesinde özgürüz ve seçimlerimizi bu kader çerçevesinin içerisinde yaparız. May’in kullandığı “kader” kavramı, bizim günlük hayatta kullandığımızdan farklı bir anlam taşır. “Kader”, doğuştan bizimle beraber gelen ırk, cinsiyet, doğduğumuz yer gibi özellikleri simgelemektedir. Bu nedenle, her ne kadar özgür seçime sahip olsak da değiştiremediğimiz özelliklerimiz bizim seçimlerimizi etkiler.

Evrimin de “kader”imizi belirleyen süreçlerden biri olduğu söylenebilir. Davranışlarımızı etkileyen en önemli mekanizmalar evrimsel süreçte oluşarak günümüze kadar gelmiştir. Ayrımcılık, kültür, iç ve dış grup etkileşimleri gibi pek çok farklı kavram üzerinde etkisi olan evrimsel süreçlerin ise yavaş yavaş insandan etkilenmeye başlaması, kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu söylemi destekleyen Gen-Kültür Ortak Evrim Modeli (Gene-Culture Co-Evolution Model), genetik evrimin ve kültürel evrimin birbirlerini etkilediklerini ve kültürün gen havuzunda etkisi olduğunu savunmaktadır. Modele göre kültür, genlerin seçilim sürecini değiştirmektedir ve bu sayede farklı gen havuzlarının ortaya çıkma- sına neden olmaktadır. Kültürün genetik evrimin oranını, yönünü ve dinamiğini etkilediğini gösteren çalışmalar, bize insanın kendisini yönlendiren mekanizmalar üzerinde ne kadar bü- yük bir etkisi olabileceğini anlatmaktadır. Kültürün evrimsel süreçler üzerinde bu kadar bü- yük bir etkisi olması, “kader”imizi değiştirebilme gücüne sahip olabileceğimizin bir işaretidir belki de. Kültür ve bilim, insanın kendi “kader”ini değiştirebilmesi için en önemli anahtarlar olmaya devam etmektedir. Bu noktada ise insana çok iş düşüyor. Çünkü insanın ilerleyişi, bu anahtarı eline alma seçimini yapıp kaderinin kapılarını kendisi inşa ettiği takdirde mümkün olacaktır.