Eleştirel - Yaratıcı Düşünme ve Davranış Araştırmaları Laboratuvarı
Eleştirel - Yaratıcı Düşünme ve Davranış Araştırmaları Laboratuvarı
ELYADAL Menü Bar
 

Eleştirel Düşünme

Doğan Kökdemir
kokdemir@baskent.edu.tr
ELYADAL

Hata ve yanlılıkların insanın doğası gereği yararlı oldukları durumların bulunduğunu söylemek çok yanlış olmayacaktır. Özellikle, karşılaşılan belirsizlik durumlarında bilginin yeterli olmaması ve çoğu zaman bu belirsizlikle birlikte karar vermek için zorunlu olan zaman sınırlılığı, kullanılan kestirme yolları, hataları ve yanlıkları uyumlu davranışlar haline sokmaktadır. Pek çok araştırmacıya göre bu tür bir mekanizma sadece uyumsal (adaptive) değil aynı zamanda bilişsel olarak hazır getirdiğimiz bir özelliktir de (Tobena, Marks ve Dar, 1999). Diğer bir uyumsal sistem de, doğaya uyum sağlama becerisi olarak tanımlayabileceğimiz rasyonel düşünme ve zekadır.

Yöntembilim açısından, eleştirel düşünce ya da Karl Popper’ın eleştirel akılcılığı eski bir kavramdır (Popper, 1935; Baudoin, 1993) Sokrates’den bu yana kullanılan eleştirel tartışma geleneği, Popper’a göre, sadece kişisel bir yorum değil aynı zamanda kanıtların ve ölçümlerin sorgulandığı yöntemsel bir yeniden kurmadır. Popper, Viyana çevresinin uyguladığı ve bir dönem bilime hakim olan positivist akımın doğrulamacı yaklaşımı yerine, tümdengelim yönteminin öne çıktığı yanlışlamacı bir sistem önermektedir. Bu sistemde hem çürütmeye çalışmanın hem de eleştirinin başat bir rolü vardır. Eleştirinin belki de en önemli özelliği, bilgiyi kişisel kanılara değil, yönteme, tartışmaya ve fikir alışverişine bırakmasıdır.

Geliştirdiği eleştirel akılcılık çözümlemesini bilimsel kuramlar açısından incelediğimizde, Popper, Karl Marx’ın Marksist ve Freud’un psikanalitik yaklaşımları ile Einstein’in bilime ve doğaya bakış açılarının birbirilerinden çok farklı olduklarını söylemektedir. İlk ikisi doğrulamacı, eleştiriye kapalı, test edilemez, bilimsellikten uzak dogmatik kuramlardır. Einstein’in önermeleri ise test edilebilir, yanlışlamaya açık ve eleştirel yaklaşımlara izin veren bilimsel bir yapıya sahiptir. Bilim insanını diğerlerinden ayıran bu eleştirel tutumdur (Corvi, 1997). Farklı alanlarda çalışan doğa bilimcileri ile yapılan bir çalışmada, tüm sonuçların %52’sini oluşturan ve araştırma denencelerine ters olarak ortaya çıkan sonuçların, araştırmacılar tarafından dikkate alındıkları ve nedenleri hakkında modeller yaratılmaya çalışıldığı bulunmuştur (Dunbar, 2000). Bu davranış örüntüsü, Popper’in bilim insanı için önerdiği “yanlışlayan bulgulara önem verilmesi” önerisine uygundur.

Yöntembilim açısından bu derece önemli olan eleştirel akılcılılığın ya da günlük yaşamdaki yansıması olarak görebileceğimiz eleştirel düşünmenin karar verme ve problem çözme üzerinde olumlu bir etkisinin olması beklenmektedir. Sözü edilen eleştiri ve eleştirel düşünme çevremizde neler olup bittiğini anlamaya yönelik yapıcı bir çözümlemedir. Bu çözümleme sistemi, problemlerin tanımlanmasında ve herhangi bir amaca yönelik çalışmaların başlamasında, karar vermede ve geriye dönük değerlendirmelerde kullanılabilecek bir sistemdir (Chaffee, 1994).

Zeka ölçümleri ile olumlu doğrusal ilişki gösteren eleştirel düşünme (Royalty, 1995), kendi düşüncemizi ve başkalarının fikirlerini daha iyi anlayabilmek ve düşünceleri açıklayabilme becerimizi geliştirmek için gerçekleştirilen etkin, örgütlü ve işlevsel bir bilişsel süreç olarak tanımlanabilir (Chaffee, 1994; Kökdemir 1999a). Bu sürecin en önemli özelliği, sonunda bir yargıya ya da yoruma varılması gereken durumlarda ya da olgular arasındaki ilişkiler hakkında fikir yürütmek gerektiğinde neden sorusunun sorulabilmesidir. “Neden?” sorusu bize sadece yanıtını bulmamız için sorulan bir soru değildir; bu soru aynı zamanda karşılaşılan yanıtlardaki nedensellik ilişkilerinin sorgulanmasını da sağlar. Örneğin, “Bütün rock müziği dinleyenler satanisttir” önermesinin, sınanabilmesi veya sorgulanabilmesi için “neden?” sorusunun sorulmasına ihtiyaç vardır (Kökdemir, 1999b). “Neden?” sorusu, önermenin hem içinde barındırdığı hem de dışında kalan değişkenleri bulmamıza olanak sağlayabilir ve ancak bu yolla önermenin doğrulanması ya da yanlışlanması mümkün olabilir. Sadece öne sürülen önermenin doğrulanması da yeterli olmayacaktır; alternatif denencelerin sınanması ve Popper’in (1935) önerdiği gibi tümdengelimsel bir yöntem anlayışı doğruya yaklaşma (versimilutude) açısından gereklidir.

Kaynakça:

Baudoin, J. (1993). Karl Popper. İstanbul: İletişim.

Chaffee, J. (1994). Thinking critically. Boston: Houghton Mifflin.

Corvi, R. (1997). An introduction to the thought of Karl Popper. London: Routledge.

Dunbar, K. (2000). How scientist think in the real world: Implications for science education. Journal of   Applied Developmental Psychology, 21(1), 49-58.

Kökdemir, D. (1999a). Ekonomistler neden yanılıyor? Macro, Aralık, 52-53.

Kökdemir, D. (1999b). "Satanistler" ve kurbanları üzerine: Sebep - sonuç ilişkilerini ararken kaybolmak. Cumhuriyet Bilim Teknik, 655, 19.

Popper, K.R. (1935 / 1986). Bilimsel araştırmanın mantığı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Royalty, J. (1995). The generalizability of critical thinking: Paranormal beliefs versus statistical reasoning. The Journal of Genetic Psychology, 156(4), 477-488.

Tobena, A., Marks, I., ve Dar, R. (1999). Advantages of bias and prejudice: an explanation of their neurocognitive templates. Neuroscience and Biobehavioral Review, 23, 1047-1058.

Bu yazı Doğan Kökdemir'in (2003) Belirsizlik Durumlarında Karar Verme ve Problem Çözme başlıklı doktora tezinden alınmıştır. Tezin tamamını incelemek için http://www.baskent.edu.tr/~kokdemir adresini ziyaret edebilirsiniz.


23 Ekim 2003'den itibaren farklı (unique) ziyaretçi sayısı:
© 2003 - 2008, Son Güncelleme: 01-01-2008
Eleştirel - Yaratıcı Düşünme ve Davranış Araştırmaları Laboratuvarı
Başkent Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Bağlıca Kampüsü, Ankara
Tel: 0312 - 2341010 / 1674 / 1721 / 1726
Faks: 0312 - 2341043 e-posta: info@elyadal.org
- Site Haritası -