Terörizm ve Bilimsellik: L. A. Bazen Sadece L. A.'dir
Doğan Kökdemir kokdemir@baskent.edu.tr ELYADALGençlerbirliği ile Beşiktaş arasında gerçekleşen futbol maçında tribünlerdeki bir pankart bazı kişilerin ilgisini çekti: "L.A.'den Beşiktaş'a sevgiler.". Bu tür bir pankartı gördüğünüzde aklınıza ne gelir? Eğer az da olsa Amerikan sinemasına ve oradaki kısaltmalara tanıdıksanız, bu pankartı Los Angeles'da yaşan bir Beşiktaş taraftarının astığını (ya da astırdığını) düşünebilirsiniz. Futbol sevgisinin ve taraftarlık bilincinin oldukça yüksek göründüğü ülkemizden çok da tuhaf olmayan bir durumdur bu. Ancak, eğer canınız isterse ve amacınız "başkalarının görmediği 'gerçekleri' keşfetmekse" (!), Habertürk'de yayınlanan aşağıdaki haber gibi bir durum ortaya çıkar. 18 Kasım 2003, (Habertürk) Beşiktaş tribünündeki pankart terör şifresi miydi? http://www.haberturk.com/yeni/____habermetni.asp?@=120804&$=25 "...Güvenlik ve istihbarat konularındaki araştırmalarıyla tanınan Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Kibaroğlu, teröristlerin son zamanlarda gazete ilanı, televizyon konuşması ya da bir pankartla haberleştiklerini söyledi. Sabah'ın haberine göre güvenlik birimlerinin bu tür haberleşmelere dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Kibaroğlu "Geçenlerde bir maçta 'LA'den Beşiktaş'a sevgiler' yazılı bir pankart gördüm. İlk bakışta "Laden, Beşiktaş'a sevgiler' gibi okunuyordu. İster istemez insanın aklına o pankartın ne amaçla asılmış olabileceği şüphesi geliyor" diyor...
... Güvenliğin en önemli unsurunun şüphe olduğunu vurgulayan Kibaroğlu şunları söyledi "Ancak şüphe, bilgiye dayanmalı yoksa paranoya olur. Bilgi varsa şüphe duymak ve araştırmak lazım. Örneğin o pankartı asanları ben araştırırdım. Ya masum değilse? ..." Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor; söz konusu pankartı "Laden, Beşiktaş'a sevgiler" diye okumak, Kibaroğlu'nun söylediği gibi "ister istemez" insanın aklına gelmez, eğer istiyorsanız gelir. LA kısaltmasını Laden ve pankartı da Laden'in teröristlere mesajı olarak görmek için bu şekilde bakmanıza yol açan bir motivasyonunuz olmalı. Bu nedenle, güvenlik ve istihbarat gibi konularda çalışan bir kişinin, bu şekilde okuması anlaşılır bir davranış. Ek olarak, Kibaroğlu'nun "Ancak şüphe, bilgiye dayanmalı ..." görüşüne de katılmamak mümkün değil ama anlaşılmaz olan bu öneriye kendisinin neden uymadığı. Bilimsel araştırma ve genel olarak bilme yöntemlerinin ilkeleri belirlidir. Mantıksal çıkarımlar yapmak ya da sağduyuya kulak vermek pek çok durumda işimize yarayabilir, çoğu zaman doğru da olabilir ancak bilimin yöntemi araştırma ve sınamadır. Herhangi bir yargıya varmadan önce, elinizdeki verilerin kanıt teşkil edip etmeyeceğini mutlaka sınamanız gerekir. Aksi durumda, yani elimizde yeterli kanıt olmadan yargıya vardığımızda, yapacağımız hata sadece yöntemsel / bilimsel bir hata olmakla kalmaz, uygulama açısından da pek çok soruna neden olur. Güvenlik ve istihbarat konularında çalışan bir kişinin de çok iyi tahmin edeceği gibi, terör eylemlerinin en önemli hedefi insanların güven duygularıdır, terörün amacı sadece bazı insanların ölmesi ya da maddi kayıpların olması değil, topluma güvensizlik ve tedirginlik yaymaktır. Tabii bu olayda şunu söylemek mümkün: "Ben illa da böyledir demedim, benimki sadece bir şüphe ve bu tür şeylerin araştırılması gerektiğini düşünüyorum, ... vs.". Bilimsel çalışmaların temelinde şüphe olduğunu yadsıyamayız ama şüphe sadece şüphe olarak kaldığında ve doğrulacak kanıtlar olmadığında komplo teorisinden öteye gidemeyecektir. Aksine, bakın neler oluyor: "... Adı geçen pankartın sahibi benim, Görkem Bilgi. Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun olduktan sonra, master yapmak için Los Angeles'ta bulunan University of California'da eğitimimi sürdürüyorum. Aynı zamanda 1999 yılından beri Beşiktaş kongre üyesiyim ve 2 seçimdir oylarımı kullanmakta ve aidatlarımı yatırmaktayım. Yaşadığım şehir olan Ankara'da ise Anadolu Beşiktaşlılar Derneği ve Beşiktaşlı İş Adamları Derneği gibi güzide kuruluşlara da üyeyim. Ayrıca internette varlığını sürdüren birçok Beşiktaş ve spor içerikli sitede de yöneticilik görevimi başarıyla sürdürüyorum. Ankaralıyım ve 6 yaşındana beri Ankara'da Beşiktaş'ın hiçbir maçını kaçırmadım. Yağmurda, çağmurda, karda, kıyamette hep statda hazır bulundum. Geçtiğimiz haftalarda oynanan Gençlerbirliği-Beşiktaş karşılaşmasında eğitimim dolayısıyla stadtaki yerimi alamadığım için arkadaşlarım vasıtasıyla "L.A'den Beşiktaşım'a Sevgilerle..." diye bir pankart hazırlattım ve astırdım. Ama, ne yazık ki, ülkemizin durumunun neden bu hallerde olduğunu özetleyen ve sembolize eden çok ufak bir örnekle karşılaştım. Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden biri olan Bilkent Üniversitesi'nde görevli, Doçent statüsündeki bir akademisyenin hiçbir somut bilgiye dayanmayan spekülatif ve sansasyonel açıklamaları beni hayretler içerisinde bıraksa da, kahkahalara sürükledi ..." (Kaynak: http://www.bjkhaber.org) Pankartın sahibi bu olaya güldüğünü söylüyor ama belli ki oldukça üzülmüş ve kırılmış. Kendimizi onun yerine koyalım, bir takıma gönül veriyorsunuz ve taraftarı olduğunuz takıma sevginizi ifade eden bir pankart hazırlıyorsunuz. Üstelik bu pankarttaki cümle herhangi bir hakaret ya da saldırganlık da içermiyor; sadece ve sadece sevginizi ifade ediyor. Sonra sizin hazırlattığınız bu pankart ve dolayısıyla siz, dünyanın en tehlikeli terör örgütlerinden birisi ile anılıyor. Acaba ne hissedersiniz? Kibaroğlu, "... Örneğin o pankartı asanları ben araştırırdım. Ya masum değilse? ..." demiş. Pankartı asan(lar) masum, peki şimdi ne olacak? NOT: Görkem Bilgi, benim çok sevdiğim öğrencilerimden birisidir. Onun adının bu tür bir tatsızlığa karışmış olmasına oldukça üzüldüm ve onu üzenlere de kızdım. Sınıfta sık sık "bilime bulaşmak" ile ilgili konuşurduk. Sevgili Görkem, senin kendi tercihin ve yöntemin olmasa bile sonunda "bilime bulaştın" galiba. :) L.A.'e sevgiler. 19 Kasım 2003 |