Özgür'ün Saçları ve Rüya Tabirleri
Doğan Kökdemir kokdemir@baskent.edu.tr ELYADAL2 Kasım 2003, Radikal - Özgür'ün Saçları (Türker Alkan) http://www.radikal.com.tr/veriler/2003/11/02/haber_94037.php "Oğlum Özgür üniversitenin üçüncü sınıfında öğrencidir. Geçenlerde bir rüya gördü: Bir hayli uzun olan saçlarını kesiyordu rüyasında. Sıradan bir rüyaydı, önemsemedi. Okula gitti. Öğretmenlerinden birisi Özgür'ü görünce heyecanla yanına geldi, 'Aman Özgür' dedi, 'dün gece seni rüyamda gördüm saçlarını kesiyordun!' Çok şaşırdı Özgür, 'Allah Allah' dedi, 'hocam ben de aynı rüyayı gördüm!'. Biraz olağanışı bir durumdu tabii. Özgür eve gelince eşime bu şaşılası rastlantıyı anlattı, Nermin daha da şaşılacak bir şey söyledi '10 gün önce ben de aynı rüyayı görmüştüm!'. 'Nedir bu, korku filmi gibi bir şey diye aralarında konuşmaya başladılar. Sonra Özgür'ün kuzenine telefon edip olayı anlattılar. Özgür'ün kuzeni, işi daha da karıştırdı, 'Bir hafta önce ben de aynı rüyayı görmüştüm', dedi... ...Birincisi şudur: Bu olayda adı geçen kişilerin yalan uydurup, başkalarını kandırmaya kalkışmaları için hiçbir neden yok. O kişilerin o rüyaları gerçekten gördüğünü varsayabiliriz... İkincisi: Bu insanların 10 gün içinde aynı rüyaları görmeleri, istatistiksel olarak 'normal' sayılabilir mi? Şans eseri, rastlantısal olarak gerçekleşme ihtimali nedir? Sıfıra yakın olmalı. O halde, açıklama olarak 'şansın dışında' bir neden aranmalıdır. Üçüncüsü, gördüğümüz düşleri genel olarak sabaha unuturuz. Bu olaydaki insanların hepsinin düşlerini anımsanmasında da dikkati çeken bir yan bulunuyor. Dördüncüsü, ortada insan psikolojisini ilgilendiren, rastlantılarla açıklanmayan bir olay vardır. Peki, mevcut psikoloji dallarından ve kuramlarından hangisine başvurulabilir? Hiçbirine... ... Oysa buna benzer 'olağandışı' denebilecek olaylar (ki aslında pek de 'olağandışı' sayılmazlar) evrenin gizemlerini anlamamız için gerekli olan anahtarları taşıyor olabilirler... Bilim adamları, aydınlar ve sıradan insanlar, buna benzer olayları araştırmak ve tartışmak bir yana, gündeme getirmeyi ve sözünü etmeyi bile bilime saygısızlık, çağdışılık, hatta bir çeşit yobazlık sayıyorlar... Aslında pozitivizm hepimizin kanına işlemiş, farkında değiliz."
Herhangi bir insanın ortalama 7 saatlik olan bir uyku süresinde ne kadar rüya sahnesi gördüğünü bilme şansımız yok. Tek bildiğimiz rüyaların REM süresinde görüldüğü. Özgür'ün saçlarının kesilmesi ile ilgili bir rüyanın birden fazla kişi tarafından 10 gün içerisinde görülme olasılığı hesaplayabilmek için farzedelim ki herhangi bir kişi bir gecede birbirinden farklı toplam 10 rüya görüyor. İki farklı kişinin herhangi iki aynı rüyayı görme olasılıkları (1/10) x (1/10) = 1/100 olarak hesaplanabilir. Bu iki kişinin gördükleri rüyanın aynı olmama olasılıkları ise 1 - (1/100) = 99/100 = 0.99'dur. Birbirini takip eden 10 gün içinde gördükleri rüyalarının birbirlerinden tamamen farklı olma olasılığı ise 0.9910 = 0.9043'dür. diğer bir deyişle iki kişinin 10 gün içinde gördükleri rüyanın tamamen farklı olma (yani hiç kesişmeme) olasılığı %90.43'dür. Geriye kalan %9.57'lik oran ise herhangi iki rüyanın aynı olma olasılığıdır. Bu oran pek de az bir oran olmasa gerek. Üstelik söz konusu ortak rüya herhangi iki rüya için geçerlidir, bizim için önemli olan, gündemimizdeki olaylar ve görmek istediklerimizi (lucid dreaming) hesaba katabilseydik eğer, söz konusu rastlantının çok daha yüksek olacağını görebilirdik. Örneğin, Özgür'ün saçları ya da başka herhangi bir özelliği dikkat çekici ise rüyasında Özgür'ü görenlerin, onu temsil eden bu özelliğine vurgu yapmaları çok doğal olacaktır. İnsanlar, ilginç tesadüflerin olma olasılıklarının çoğu zaman sıfır ya da sıfıra yakın olduğunu ve şans ile açıklanamayacağını savunur, ancak daha 11 Eylül olaylarının açıklamasında da görüldüğü gibi, tesadüfler sadece tesadüftür (Kökdemir, Özgün ve Ergen, 2002). Olasılık hesabından daha temel hatalar da söz konusu olabilir. Örneğin, biz insanların olaylar olup bittikten sonra "ben de böyle düşünüyordum", "bunun olacağını biliyordum" gibi geçmişe yönelik tahminlerde (!) bulunduklarını biliyoruz. Hindsight bias adı verilen bu yanlılığın nedeni insanların bellek yapılarının güvenilir olmamasından kaynaklanıyor (Plous, 1993). Yukarıdaki örnekte, Özgür'ün saçları ile ilgili rüyaları görenlerin doğru söylemediklerine dair bir düşüncem yok, tam tersine bu rüyayı gördüklerine inandıklarına eminim, ancak maalesef rüyaların kayıtları onları gördükten hemen sonra alınmadıkça bundan emin olma şansımız yok. Bu rüyalar gerçekten görünmüş de olabilir, iletişime geçmiş olan kişiler bu rüyada gördüklerini yanlış olarak hatırlamış da olabilirler. Loftus ve Palmer (1974) iki grup deneğe ortak bir TV filmi seyrettirdiler. Bu filmde iki arabanın çarpışma görüntüleriyle biten bir araba kazası gösterilmekteydi. Filmden hemen sonra arabaların hızlarının tahmin edilmesi istendi ancak deneklerden 50 tanesi "smashed (çok kuvvetli çarpma)" diğer 50 tanesi ise "hit (vurma)" fiilinin kullanıldığı sorulara maruz kaldılar: "Arabalar birbirine (çok kuvvetli çarptığında / vurduğunda) ne kadar hızlıydılar?" İlk gruptaki denekler arabalarının hızını olduğundan daha yüksek tahmin ettiler. Ancak asıl ilginç olan tam bir hafta sonra aynı deneklere "Olayda arabaların camı kırıldı mı?" sorusu sorulduğunda; birinci gruptaki ("smashed") 50 denekten 16'sının, ikinci gruptaki ("hit") 50 denekten ise 7'sinin bu soruya "Evet" yanıtını vermesidir. Ancak, gerçekte arabaların camlarına hiçbir şey olmamıştı! Fiziksel ve net bir uyarının sadece bir hafta sonra hatırlanmasında bu kadar önemli yanlışlıklar olurken, rüya gibi fiziksel olmayan ve bulanık uyaranların hatırlamasında belleğimizin bize tuhaf oyunlar oynayabileceğini düşünmek çok zor değil. Psikolojide (özellikle sosyal ve bilişsel psikoloji alanlarında) bu konuyla ilgili çok fazla araştırma ve kuram bulunmaktadır. Temel sorunlardan bir diğeri de bu tür bir deneyimin altındaki kuramsal taban. Neden farklı kişiler "bazı" rüyaları ortak görsün ki? Bu seçilmişliğin (hem kişi hem rüya) nasıl bir nedeni olabilir ve bütün bunlar neden mistik olmak zorunda? Bilimsel dogmatizmin (pozitivizm) sakıncalarından bahsederken, sahte bilimsel dogmatizmin tehlikelerini gözardı etmemek lazım. Özgür saçlarına iyi baksın, bir tehlike olduğunu hiç sanmıyorum :) Kaynakça: Kökdemir, D., Özgün, A. ve Ergen, S. (2002). 11 Eylül'ü hatırlamak. Matematik Dünyası, 11(3), 10-12. Loftus, E.F., & Palmer, J.C. (1974). Reconstruction of automobile destruction: An example of the interaction between language and memory. Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior, 13, 585-589. Plous, S. (1993). The psychology of judgment and decision making. New York: McGraw-Hill. 2 Kasım 2003 |