Dün gece evde dinlenirken cinler geldi. İlk önce bozuldum kapıyı çalmadan girdiler diye. Ancak sonra hak verdim; cin bu, kapıdan girecek değil ya... Biraz dertlilermiş, yakınmaya gelmişler. Birileri arkalarından konuşmuş, kırılmışlar. Kim konuşur bir cinin arkasında diye düşünüyordum ki biri cevap verdi: ‘Medyumlar...’ Tabii düşündüklerimi de okuyorlar. Kesin bu medyumlar bir şeyleri yanlış anladı yine. Ne demişler ki sizin için diye sordum. Aralarından biri başladı anlatmaya:
- Geçen yıldan bahsedeyim. Medyumlar bazı kehanetlerde bulunmuşlar, kulağımıza geldi. Onlara sorarsan kehanetleri biz söylemişiz. Önce basit bir olay dedim, herhalde bir daha yapmazlar. Gün geçtikçe devam ettiler. Yalandan kim ölmüş, anlattıkça anlattılar. Her olay için yorum yaptılar, daha yaşanmadan geleceği anlattılar. Söylediklerinin gerçek olmadığını daha iyi anlatabilmek için olayların bitmesini bekledik. Şimdi bir bir anlatacağım. Önce Irak Savaşı... Savaş çıkmadan önce bir medyum çıkmış ve bizim bazı bilgiler verdiğimizi iddia ederek olacaklardan bahsetmiş: ‘Herkes Bush’un savaş komutu vermesine kilitlendi, savaş çıkacak diye bekliyor ama beklenildiği gibi olmayacak. Irak’da birkaç bombalama olayı olacak, Amerika biraz dişini gösterip geri adım atacak. Amerika hiçbir ülkeden destek alamayacak. Saddam Hüseyin devrilmeyecek.’ İşte bütün bunları anlatmış. Olanları herkes gördü. Bush savaş komutu verdi, savaş çıktı, Saddam Hüseyin devrildi ve üstelik canlı olarak yakalandı da... Herkes savaş çıkacak mı diye düşünüyordu. İki ihtimal vardı; çıkacak ya da çıkmayacak. Diğer bir ifadeyle, ½ olasılıkla medyumun söyledikleri doğru çıkacaktı. Neyse ki, tutturamadı. Ardından 2003 yılında Amerika, İngiltere ve İsrail’de 11 Eylül olaylarının benzerleri yaşanacak dediler. İslami gruplar özellikle de Amerika’yı hedef alacaklarmış. Oysa böyle olayların ilk hedefinin Amerika olacağını herkes tahmin edebiliyor. Söylenenler gerçekleşmedi ama suç bizim üstümüze kaldı. Savaş gündeme gelince söylentiler de devam etti. Dinlerarası savaş çıkacağı, Türkiye’nin de savaşın bir parçası olacağı söylendi.
Hemen başka biri çıktı ve doğal afetlerden bahsetti. Yine 2003 yılı için, Türkiye’de doğal afet olmayacağını, bu yüzden de, İstanbul’un deprem korkusu yaşamamasını söyledi. İlk kez doğru çıktığına sevinebilirdik ama yapamadık. Çünkü bu yalanlara inanan insanlar var. Sahte bilimin ne olduğunu herkes bilmiyor. Hele bir de sahte bilimciler çıkıp yaptıklarının bilim olduğunu iddia edince insanların kafası iyice karışıyor. Depremin olmayacağına kesin olarak inanıp da önlem almayanların başına geleceklerden biz sorumlu olacaktık, bu kez kurtulduk. Medyumların özel bir ilgi alanı yok. Gündemde olan ne varsa onu kullanıyorlar. Beşiktaş’ın şampiyon olacağını da biz söylemişiz onlara göre. Oldu olmasına da biz kimseyle konuşmamıştık ki. Bana en komik gelen de 2003 yılında siyasette önemli bir ismin öleceği tahminiydi. Siyasetteki önemli isimlerin hepsi belli bir yaşa gelmiş kişiler. Daha da önemlisi onlar da senin gibi insan. Ölüm de sizin bir parçanız. Yaş dışında da birçok etken insan hayatının sonunu getirebilir. Bir de Türkiye gibi dış etkenlerin çok fazla olduğu bir ülkede yaşıyorsanız bunu tahmin etmek hiç de güç olmayacaktır. Aslında anlatabileceğim daha çok kehanet var ama uzatmayacağım. Sahte bilimle biz mücadele edemedik belki siz mücadele edebilirsiniz diye düşünmüştük.
...
Şaşırmıştım. Anlattıklarının hepsini biliyordum ama cinlerin söylediklerini medyumların yanlış anlaması da garip geliyordu. Gayet açık ve anlaşılır biçimde konuşuyorlardı. O anda aklıma geldi; zaten onlar da konuştuklarından söz etmemişti. Hemen sordum konuştunuz mu hiç diye. Dedi ki:
- Hala anlamadın galiba. Biz gerçek değiliz nasıl konuşabiliriz? Sen de aynı yanılgıya düştün sanırım. İnsanlar gerçek olmayanların da var olabileceğine inanabiliyor. ‘Var’ ama ‘gerçek değil’ diye düşünebiliyorlar. Oysa ‘gerçek’ kelimesinin anlamını bir kez daha düşünseniz belki kavrayabilirdiniz. Gerçek; bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan demektir (TDK Türkçe Sözlük). Biz öyle miyiz?
...
Değillerdi... Ben de aslında kimseyle konuşmuyordum. Yıl 2003 de olsa, 2300 de, sahte bilimciler olacaktır. Onlar eğitilemiyorsa, onlara inananlar eğitilmelidir ki varoluşlarının sebebi ortadan kalksın. Ben yine de onlarla konuşmuş gibi davrandım. Çünkü cinlerden biri çıkarken şöyle demişti:
- Hep sahte bilimciler mi yapacak; bir kez de sen sanki biz varmışız ve hatta konuşuyormuşuz gibi anlat. Nasıl olsa inanan birileri çıkacaktır...
Not: Yukarıda sözü edilen kehanetlerin tümü medyumlar tarafından söylenmiş ve medyada yayınlanmıştır. Bu yazı Radikal İki'de yayınlanmıştır. Kaynak göstermek için:
Okay, N.C. (2004). Nasıl olsa inanırlar. Radikal İki, 4 Ocak, 8.
|